Organ nakli, donör olarak adlandırılan beyin ölümü gerçekleşmiş (kadavra) veya canlı organ bağışçısından organ veya organların, doku ya da hücrelerin alınarak, hasarlı veya eksik organın yerine alıcı kişiye nakledildiği cerrahi prosedürdür.

Organ ve doku nakli, organ veya doku yetmezliği nedeniyle sağlık problemi yaşayan hastalar için günümüzde hala en etkin tedavi biçimi olarak önemini korumaktadır. Organ ve doku nakli sayesinde tüm dünyada yüzbinlerce hastanın hayatı kurtarılmakta, yaşam süresi ve yaşam kalitesi artmaktadır. Bugün ilerleyen bilim ve teknoloji sayesinde organ ve doku nakillerinde nitelik ve nicelik olarak erişilen gelişmeler ile hayvandan insan organ nakli ve yapay organ nakli ile ilgili deneysel çalışmaların oldukça ilerlemesine rağmen hala geçerli olan mevcut durum ise organ ve doku nakli yapabilmemiz için; ölmüş ya da yaşayan bir insanın organ ve doku bağışı kararı ile temin edilebilecek insan organına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yüzden ülkemizde ve dünya ülkelerinin büyük kısmında yetersiz organ bağışı nedeniyle organ nakli tedavisinin yeterince yapılamaması sorunu yaşanmaktadır.
Organ nakli, kadavradan ve canlıdan yapılan bir operasyondur. Tedavisi tıbben mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak derecede hasar gören organların yerine, canlı veya ölüden alınan yeni, sağlam organın konularak hastanın tedavi edilmesine organ nakli denilmektedir.

Ülkemizde ilk organ nakli 1968 yılında İstanbul’da yapılan böbrek ve 1969 yılında İstanbul ve Ankara’da yapılan 2 kalp nakli ile başlamıştır. Başarılı ilk böbrek nakli ise 3 Kasım 1975 yılında Prof .Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından gerçekleştirilmiş, anneden alınan böbrek 12 yaşındaki oğluna nakledilmiştir. İlk kadavra vericili nakil ise 10 Ekim 1978 tarihinde yurt dışından (Eurotransplant) gelen bir böbrek ile aynı ekip tarafından yapılmıştır. 1979 da çıkarılan 2238 sayılı Organ Ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun ile organ nakli uygulamaları yasal yönden güvence altına almıştır. Bu yasal gelişmenin hemen ardından ülkemiz kaynaklı ilk yapılan ilk organ bağışı ile kadavra vericili ilk böbrek nakli 27 Temmuz 1979 tarihinde gerçekleşmiştir. 1988 Yılında kadavra vericiden karaciğer ve 1990 yılında canlı vericili karaciğer nakli uygulamalarını ülkemizdeki ilk başarılı karaciğer nakilleri olarak ülkemiz tıp tarihinde yerini almıştır.

Akdeniz Üniversitesi, Prof. Dr Tuncer Karpuzoğlu tarafından Üniversitemizin kuruluşu ile birlikte 1982 yılında başlayan ve başarıyla ülkede adından söz ettiren böbrek, karaciğer, kalp, pankreas gibi her çeşit organ nakli tedavileri 2000 li yıllardan sonra Prof .Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından yapılan çift kol, uterus ve yüz nakilleri gibi kompozit doku nakli tedavilerinin de eklenmesi ile Dünya’daki en büyük organ nakli merkezlerinden biri olmuştur.
Bugün ülkemizde TC. Sağlık Bakanlığının koordinasyon sistemi çatısı altında çok sayıda kamu hastanesi, özel hastane ve üniversite hastanelerinde çeşitli organ ve doku nakilleri başarı ile yapılabilmektedir. Ancak organ bağışı sayısının yetersizliği, son yıllardaki organ bağışı bilinçlenmesi ve organ bağışının artırılmasına yönelik yapılan organizasyonlara rağmen hala organ bekleyen hastaların ihtiyacını karşılayabilmenin çok gerisinde kalmakta ve organ naklinin önündeki en büyük engel olmaya devam etmektedir.

Organ Bağışı, kişinin hayatta iken serbest iradesi ile ölümünden sonra organ ve dokularının ihtiyacı olan hastalara bağışlanması kararıdır. Ülkemizdeki Organ Nakli mevzuatına göre , 18 yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan her birey hayattayken vücudunun tamamını veya kendi belirttiği organ ve dokularını tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bağışladığını vasiyet ederek bu kararını ya E-Devlet sistemi üzerinden bağış ilemini gerçekleştirerek ya da T.C. Sağlık Bakanlığı Ulusal Kayıt Sistemine kayıt yaptırarak resmileştirebilir. Eğer bir birey E –Devlet uygulaması dışında yüzyüze bağış işlemini gerçekleştirmek isterse ; il ve ilçe sağlık müdürlüklerine, tüm kamu ve özel hastanelere ve organ ve doku nakli merkezlerine başvurarak T.C. Sağlık Bakanlığı Ulusal Kayıt Sistemine kayıt yaptırarak doku ve organ bağış belgesi alabilir. Organ bağışı yapan kişi mutlaka yakınlarına bu vasiyet kararını bildirmelidir. Çünkü ülkemizde mevcut uygulamada kişi sağlığında bağış yapmış olsa bile her beyin ölümü vakasının mutlaka yakınları ile organ bağışı konusunda organ nakli koordinatöleri tarafından aile görüşmesi yapılmaktadır. Kişinin organ bağışı vasiyetinin olması ailenin bu kararı kolayca onamasını sağlamaktadır.

Organ Bağışı, kişinin hayatta iken serbest iradesi ile ölümünden sonra organ ve dokularının ihtiyacı olan hastalara bağışlanması kararıdır. Ülkemizdeki Organ Nakli mevzuatına göre , 18 yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan her birey hayattayken vücudunun tamamını veya kendi belirttiği organ ve dokularını tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bağışladığını vasiyet ederek bu kararını ya E-Devlet sistemi üzerinden bağış ilemini gerçekleştirerek ya da T.C. Sağlık Bakanlığı Ulusal Kayıt Sistemine kayıt yaptırarak resmileştirebilir. Eğer bir birey E –Devlet uygulaması dışında yüzyüze bağış işlemini gerçekleştirmek isterse ; il ve ilçe sağlık müdürlüklerine, tüm kamu ve özel hastanelere ve organ ve doku nakli merkezlerine başvurarak T.C. Sağlık Bakanlığı Ulusal Kayıt Sistemine kayıt yaptırarak doku ve organ bağış belgesi alabilir. Organ bağışı yapan kişi mutlaka yakınlarına bu vasiyet kararını bildirmelidir. Çünkü ülkemizde mevcut uygulamada kişi sağlığında bağış yapmış olsa bile her beyin ölümü vakasının mutlaka yakınları ile organ bağışı konusunda organ nakli koordinatöleri tarafından aile görüşmesi yapılmaktadır. Kişinin organ bağışı vasiyetinin olması ailenin bu kararı kolayca onamasını sağlamaktadır.
Vefat eden kişinin sağlığında bu vasiyeti yoksa sırasıyla eşi, 18 yaş ve üzeri çocukları, anne, baba, kardeşlerinin veya yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafakatiyle ölen kişiden organ ve doku alınabilmektedir. Birey, ölümünden sonra, kendisinden organ veya doku alınmasına karşı olduğunu belirtmişse, organ ve doku alınamaz.
Kişi hayattayken de kendi sağlığı riske girmemesi koşuluyla tıbbi ve yasal şartlar sağlanması durumunda bir böbreğini veya karaciğerinin bir kısmını yakını olan bir hastanın tedavisi için bağışlayabilir. Bu bağış yoluyla nakiller ülkemizde ölü vericilerden bağış sayısı yetersiz olduğu için sıklıkla yapılmaktadır. Organ bağışını yaşarken yapmak isteyen kişilerin öncelikle 18 yaşını doldurmuş olması ve mümeyyiz olması gerekmektedir. Bağış yapmak isteyen kişiye organ nakli merkezlerinde detaylı tıbbi ve psikososyal inceleme ve değerlendirmeler yapılıp yasal kurallar içinde karar verilirken, kişiye yapılacak müdahalenin şekli, olası tehlikeleri, sağlığına şimdi veya daha sonra gelebilecek olan zararlar konusunda tarafından bilgilendirilip onamları alınarak bu işlem yapılabilmektedir.

Ölen kişilerin organlarının alınma işlemi sadece bir yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü (tıbben yaşamın sona ermesi) kararı alınması halinde gerçekleşebilir. Bitkisel hayatta olan hastalardan organlar alınmaz.

Ölü donorlerden organ bağışı sayısının yetersizliği ülkemizdeki organ nakli alanındaki en önemli sorundur. Ülkemizdeki güncel organ nakli verilerine baktığımızda ; 2024 yılı içinde 3468 böbrek, 1731 karaciğer, 43 kalp, 18 akciğer, 1 pankreas, 1 ince barsak nakli yapılmıştır. Yapılan tüm karaciğer nakillerinin %11’i, böbrek nakillerinin ise %13’ü ölü donorlerden yapılan bağışlar sayesinde yapılabilmiştir. Bu tabloya baktığımızda ülkemizde ölüden organ bağışının yetersizliğini açıkça görebilmekteyiz. Bunun yanında canlı vericili böbrek ve karaciğer nakillerinde dünyada birinci ve ikinci sırada yer almaktayız. Yine 2024 yılında tüm Türkiye’de 2078 beyin ölümü vakası tespit edilmiş, yapılan aile görüşmeleri sonucunda sadece 364 vakanın organları bağışlanmış olup ölü donorlerden organ bağışı izin oranımız %18 ve her bir milyon nüfus başına organ bağışı oranımız 4,1 pmp olarak tespit edilmiştir. Yine nüfusu 85 milyonu aşan ülkemizde T.C.Sağlık Bakanlığı Sistemine kayıtlı gönüllü organ bağışçısı sayısı 681 bin kişi dolayındadır.

Organ bağışı ve organ nakli, tüm dinler tarafından teşvik edilir. Ölümden sonra ihtiyacı olan hastalara organların nakledilmesi, tüm dinlerin yardımlaşmaya ve paylaşmaya verdiği önem açısından iyi bir örnek oluşturur. Organ nakillerinin dine uygun olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun verdiği fetva ile açıklanmıştır. Maide Suresi’nin 32. ayetinde “Her kim birinin hayatını kurtararak yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır.” denilmiştir.

Canlı vericiden organ bağışı için alıcı adayı hasta ile bir organ nakli merkezine başvurmanız yeterlidir. Öldükten sonra kullanılmak üzere organlarınızı bağışlamak için büyük hastanelerin organ bağış ünitelerine ya da Türkiye Organ Nakli Vakfına başvurabilirsiniz. Burada iki tanık huzurunda bu isteğinizi beyan ederek imzalayacağınız organ bağış formu ile size bir organ bağış kartı verilecektir. Bu konuda ailenizi de bilgilendirmek daha sonradan çıkacak karışıklıkları önlemek açısından faydalı olacaktır. Dilediğiniz zaman organ bağış ünitesi olan bir hastaneye başvurup organ bağış kartınızı iptal ettirebilirsiniz.

Burada iki durum söz konusu olabilir; Kişi hayatta iken kendi serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra organ ve dokularının ihtiyacı olan hastalar için kullanılmasına izin verebilir veya hayatta iken bu konuda bir beyanda bulunmamışsa yine tıbben yaşamı sonar erdikten sonra yakınları tarafından organ ve dokuları bağışlanabilir. Bu işlem ölüden (kadavra) canlıya organ bağışıdır. Kişi hayatta iken kendi serbest iradesi ile bir böbreğini veya karaciğerinin bir kısmını ihtiyacı olan bir hasta için bağışlayabilir. Bu işlem de canlıdan canlıya organ bağışıdır.

Organ nakli yasasına göre canlıdan canlıya organ bağışında 18 yaş altındaki kişilerden organ alınmaz. Ancak, kadavradan yapılan bağışlarda yaş sınırı yoktur. Ölen bir Yeni doğan bebeğin bağışlanan organları kullanılacağı gibi doksanlı yaşlardaki bir vericinin de organları kullanılabilir.

Yaygın inanışın tam tersine ölen bir kişinin bağışlanan organlarının başka hastaların tedavisinde kullanılabilmesi için organ çıkarım ameliyatının normal ameliyathane koşullarında ve normal ameliyat tekniklerine göre göre yapılması gereklidir. Tıpkı canlı bir insana ameliyat yapıyormuş gibi multidisipliner bir yaklaşım ile işlem yapılır. Eğer karın içi organlar çıkarılacaksa göbek üstü ve altı bir orta hat kesisi ile, kalp ve akciğerler çıkarılacak ise göğüs kafesi ön duvarından yapılacak bir orta hat kesisi ile organlar çıkarılır. Yine normal ameliyat teknikleri ile gayet özentili bir şekilde cilt kapatılarak cesede bir saygı içerisinde temizliği yapılarak morga gönderilir. Görüldüğü gibi burada cesedin parçalanması veya vücut bütünlüğünün bozulması…

e-Devlet’e giriş yapılır.
• www.turkiye.gov.tr adresinden
• T.C. Kimlik No ve e-Devlet şifresi ile giriş yapılır.

Ana sayfadaki arama çubuğuna aşağıdaki metinler yazılır:
• “Organ bağışı”
• “Organ ve doku bağışı” arama yapılır.

Çıkan sonuçlardan şu hizmete tıklanır:
👉 Sağlık Bakanlığı – Organ, Doku ve Doku Bağışı Beyanı

Bilgilendirme Metni:
• Organ bağışının ne anlama geldiği,
• Beyin ölümü sonrası bağışın geçerli olduğu,
• Ailenin bilgilendirilmesinin öneminin olduğu bilgiler yer almaktadır.

*Yukardaki metin okuduktan sonra onay kutusunu işaretlenir.

Burada genelde iki seçenek olur:
• ✅ Tüm organ ve dokularımı bağışlıyorum
• 🔘 (Varsa) Belirli organları bağışlıyorum, şeklinde tıklanır.

Organ bağış kartı taşıyan bir kişi, hayatının herhangi bir döneminde ağır bir sağlık durumu nedeniyle acil servise getirilirse acil hastaya yaklaşım prosedürleri gereği öncelik ağır hastaya verileceğinden tüm imkanlar seferber edilecektir. Genel durumu çok kötü bir hastanın üzerinden organ bağış kartı çıktı diye göz ardı edilmesi durumunda beyin ölümü gelişse bile iyi bakılmadığından dolayı organları kullanılamayacak durumda olacaktır. Dolayısıyla üzerinden organ bağış kartı çıksın veya çıkmasın en ağır hasta en öncelikli hastadır. Milyonda bir yaşam şansı bile olsa bu öncelikten dolayı hasta yaşam şansını kullanır, aksi halde bu iyi bakıma rağmen beyin ölümü gelişmişse zarar görmemiş organlarının başka hastaların tedavisinde…

2238 Sayılı organ nakli yasasına göre organların satılması yasaktır ve cezai müeyyide gerektirir. Ölen kişilerin bağışlanan organları Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Sistemi içerisinde belli bir dağıtım düzenine göre paylaştırılmaktadır. Sistem açık ve çok kontrollü bir şekilde çalıştığından bağışlanan organların herhangi bir ticari döngüye girmesi mümkün değildir.